Advert
Advert
Türkiye’nin lityum üretim projesi ve enerji sistemleri için önemi
Prof. Dr. Beril Tuğrul

Türkiye’nin lityum üretim projesi ve enerji sistemleri için önemi

Giriş

Bilindiği üzere, Lityum periyodik cetvelde (hidrojen ve helyumdan sonra yer alan) 3 numaralı element olup en hafif metaldir. Yer kabuğunda lityum konsantrasyonu % 0,006 mertebesinde olup deniz suyunda 20 ppm kadar bulunmaktadır. Doğada 150’nin üzerinde lityum minerali bulunmasına karşın ticari ve ekonomik olarak değerlendirilenleri hayli limitlidir.

Lityum, günümüzde hayli farklı alanlarda kullanılmaktadır. Bu alanların başlıcaları arasında; uzay araçları, cep telefonları, nükleer teknoloji ve elektrikli otomobil bataryaları gibi farklı ve gelecek vadeden uygulama alanları yer almaktadır. Buna karşın dünyada lityum üretimi ve ticareti yapan ülke sayısı hayli kısıtlıdır. Lityum rezervine sahip olan ve lityum üretimi yapılan ülkeler arasında; Bolivya, Arjantin, Çin, ABD, Şili, Avustralya, Portekiz ve Zimbabve sayılabilir. Son olarak, Avrupa Birliği (AB) tarafından lityum “Stratejik Ürün” listesine alınmış bulunmaktadır. Türkiye’de ekonomik değeri yüksek lityum kaynağı bulunmamakla beraber Tuz Gülü’nde 325 ppm lityum tespit edildiği rapor edilmiştir. Buna karşın, Bor sahalarında kil içinde lityum bulunabilmektedir.

Öte yandan, bilindiği üzere Türkiye, dünya Bor rezervinin 2/3’ünden fazlasına sahiptir. Bu bağlamda, Türkiye’deki bor sahalarındaki killer içinde 2000 ppm mertebesinde lityum içeriği olduğu ifade edilmektedir. Özellikle, Bigadiç ve Kırka bölgesindeki bor rezervi bölgelerindeki lityum içeriklerinin daha yüksek olduğu da belirtilmektedir.

Lityumun Enerji Sistemleri için Önemi

Bilgi çağına geçmekte olan ve Endüstri 4.0 ile Endüstri 5.0 gibi ileri teknoloji uygulamaları çerçevesinde dünyamızda elektriğin yeri giderek artmakta ve farklı sektörlerde elektrik kullanımı yadsınamaz biçimde kendini göstermektedir. Bu bağlamda bataryalara olan gereksinim de her zamankinden çok daha fazla ortaya çıkmaktadır.

2020’li yıllarda, ülkemiz de dâhil olmak üzere pek çok ülke egzost gazı sorununa çare olarak elektrikli arabaları hayata geçirmek üzere projeler geliştirmektedirler. Elektrikli otomobil projeleri için önemli bir konu kullanılacak bataryalar olup, elektrikli arabaların kritik elemanını oluşturmaktadırlar.

Bataryalarda kullanılacak malzeme esas itibariyle lityum olacaktır. Bu durumda, dünyanın pek çok ülkesi elektrikli taşıtlara geçmeyi programlarına aldıklarından, lityum ihtiyacının düşünülenin de ötesinde artabileceği öngörülmektedir. Nitekim Avrupa Birliği, lityumu stratejik ürün olarak ilan etmiş bulunmaktadır. Şekil 1’de 2025’e yönelik lityum kullanımında beklenen artış trendi görülmektedir. Bu artış trendinin sonraki yıllarda da sürmesi beklenmektedir.

Oysa lityum dünyada çok da bol bulunmamaktadır. Fazla olarak dünyanın ancak belli ülkelerinde cevher olarak nitelenebilecek şekilde bulunmaktadır. Dolayısıyla talebin artmasıyla birlikte lityumun ekonomik değerinin de hızla artış gösterdiği gözlenmektedir. Şekil 2’de 2017 itibariyle önceki 15 yılda lityum fiyatlarındaki artış görülmektedir.

Öte yandan, günümüzde dünyada COVID-19 Pandemik salgını nedeniyle sektörlerin yavaşladığı ve dolayısı ile lityum talebinin halen reel talebin altında olduğu ifade edilmektedir. Bir başka deyişle pandemik salgın, etkisini yitirdikten sonra taleplerin artış trendinin etkinleşmesiyle fiyatların şimdiki fiyatların çok üstüne çıkabileceği ve lityumun tonunun 20.000 USD/ton seviyesine çıkmasının beklendiği ifade edilmektedir. Bir başka deyişle lityum, elektrikli arabalar başta olmak üzere birçok elektrikli enerji sistemleri için yadsınamaz öneme sahip olması nedeniyle talebi ve fiyatı arta giden bir karakter göstermektedir. Dolayısıyla lityumun önemi giderek artarak stratejik boyut kazanmaktadır denebilir.

Türkiye’nin Lityum Üretim Projesi

Türkiye otomotivde bir atılım hamlesi başlatmış bulunmaktadır. Bu bağlamda, elektrikli otomobil yapımı projesi yerli ve milli olarak “Türkiye Otomobil Girişim Grubu – TOGG” tarafından Bursa-Gemlik’te yapılmakta olan elektrikli otomobil üretim tesisinde gerçekleştirilecektir.

Toplam sabit yatırım tutarı olarak 22 Milyar Türk Lirası ve yatırım süresi olarak 13 yıl  olarak planlanan projenin ülkenin teknolojik gelişimine ve ekonomisine önemli katkı vermesi beklenmektedir. İlk prototipin 2022 yılında üretileceğinden bahsedilmektedir. Burada önemli bir mesele, elektrikli arabanın bataryası ve bataryası için gerekli olan lityumunun temini olmaktadır.

Dünyada birçok ülke, elektrikli araba yapımını programlarına aldığından, önümüzdeki dönemde lityum temininin önemli bir sorun olarak kendini göstereceği anlaşılmaktadır. Hatta “artık dünyada zenginliğin sembolü olarak lityumun gösterileceği” gibi iddialı ifadeler bile dile getirilmektedir.

Türkiye, konuya ilişkin kendi öz kaynaklarından lityum üretimine ilişkin bir proje başlatmış bulunmaktadır. Önemli ve stratejik bir maden olan ve ülkemizde dünya rezervinin % 70’i bulunan bor madeninin işlenmesi sırasında ortaya çıkan atık sudan lityum elementi üretilmesi amacıyla son derece önemli bir projeye yol verilmektedir. T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı tarafından Temmuz 2020’de bor sahalarındaki killerden yararlanılarak lityum üretimine başlanacağı açıklanmıştır. İlk etapta 10 ton lityum üretim kapasitesinin devreye alınmasının planlandığı ifade edilmiş bulunmaktadır.

Burada şunu da belirtmek yerinde olacaktır ki; Türkiye, 2016 yılında yaklaşık 4.600 kilogram lityum ithal etmiş ve bu ithalat için yaklaşık 94 milyon dolar ödemiştir. 2019’da ise lityum ithalatı 9 bin kilograma kadar yükselmiştir. Dolayısıyla ilk etapta üretilecek olan 10 tonluk lityum miktarının şimdilik ihtiyacı karşılayabileceği anlaşılmaktadır. Ancak, bu miktarın artırılabileceği ve hatta yurtdışına ihraç edilebilecek potansiyelin oluşacağından da bahsedilmektedir.

Lityum üretimi için bor sahalarında, killer içerisinde 2.000 ppm’e yaklaşan lityum içeriğinin dönüştürülerek lityum karbonat olarak ilk üretimin gerçekleştirilebildiği ifade edilmektedir. Bu bağlamda 500 g lityum karbonattan 0,1 g lityum elde edilebildiği de belirtilmiştir. Böylelikle, “Milli Enerji ve Maden Politikası” kapsamında Eti Maden tarafından lityumun elde edilmesi yurt içi kaynaklarla sağlanmış olacaktır.

Bu amaçla, Eskişehir-Kırka’da bir pilot tesis oluşturulmaktadır (Şekil 3.). Son olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 26 Aralık 2020’de açılışını yaptığı ve TC Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın Ekim 2020’de ziyaret ettiği bu tesisin, yerli elektrikli otomobilin batarya malzemesi olan lityum ihtiyacını karşılayabileceği belirtilmektedir. Bir başka deyişle, katma değerli bir ürün üretiliyor olacaktır. Fazla olarak, Türkiye’de ilk defa kritik bir element olan lityum üretimi gerçekleştirilmiş olacaktır. Kırka tesisinin kapasitesinin zaman içinde 500 tona çıkarılmasının hedeflendiği de ifade edilmektedir.

Sonuç

Türkiye’nin lityum üretimi projesine geliştirmesi birkaç açıdan önemlidir. Öncelikle, enerji sistemleri ve bu bağlamda bataryalar için ve dolayısı ile elektrikli arabalar için stratejik bir eleman olan lityumun üretilmesi Türkiye’nin elektrikli araba üretiminde karşılaşabileceği bir sorunu, sorun oluşmadan bertaraf ediyor olması bakımından önemlidir.

Öte yandan, ülke ekonomisine önemli bir katkı da sağlanmış olacaktır. Zira halen bile hayli pahalı bir ürün olan lityumun Türkiye’de yerli ve milli imkânlarla üretiliyor olması ithalatla oluşan dış bütçe açığını aşağı çeken bir unsur olacaktır. Kaldı ki; zaman içinde ihraç edebilme kapasitesinin oluşmasıyla ülke ekonomisine artı katkı sağlanmış olacaktır.

Ancak, bunlardan belki de daha önemlisi teknolojik açıdan önemli bir kazanım sağlanmış olacağıdır. Şöyle ki; bor gibi stratejik bir cevherin değerlendirilmesi katmerlenmiş olacak ve borun işlenmesi sırasında otaya çıkan atık suyun değerlendirilmesiyle stratejik ve katma değeri yüksek bir uç ürün elde edilmiş olacaktır. Bu husus, hem teknolojik ve hem de endüstriyel kazanım bağlamında önemlidir. 

Öz olarak belirtmek gerekirse; bilgi çağına giren dünyada, hızla değişen koşullara uyum sağlayabilmenin yolu, yüksek teknolojik ürünlerin kullanımı ve bu ürünleri üretebilmekten geçmektedir. Bir başka deyişle, değişen dünya şartları ve konjonktürü içinde yer edinebilmek ancak bilgi teknolojilerine ayak uydurmak ve teknolojik atakları yapabilmekle mümkündür.  Dolayısı ile ülkemiz sanayi politikaları ve atakları oluşturulurken ilgili hammadde stratejilerinin geliştirilmesi ve kalkınmamızın dışa bağımlılığının azaltılması yadsınamaz önem taşımaktadır. Bu bağlamda, dünyada kritik ham madde olarak nitelenen ve stratejik ürün kapsamına alınan böylesi önemli bir madde olan lityumun ülke içinde yerli ve milli olarak üretilmesi Türkiye için önemli bir artı değer ve kazanım olacaktır.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Hedefi yenilenebilir enerjide liderlik
Hedefi yenilenebilir enerjide liderlik
Dizel motorların verimliliği yüzde 50’ye çıkarıldı
Dizel motorların verimliliği yüzde 50’ye çıkarıldı
Yangın riskine karşı farkındalık semineri
Yangın riskine karşı farkındalık semineri