Advert
Advert
Nargileyi sakın ha masum kabul etmeyin!
Prof. Dr. Orhan Kural

Nargileyi sakın ha masum kabul etmeyin!

İnsanlık milattan önce tanıdı tütünü. İbadet için yakılan tütün yapraklarının verdiği keyfi fark eden insanlar, o günden beri onu yaşamlarında vazgeçilmezlerinden biri olarak kabul etti. Kullanım amacına göre, çeşitli uygarlıklarda değişim gösterdi. Kimi zaman ağızda çiğnendi, puro, sigara, pipo olup içildi, kolonyası bile yapıldı. Ancak bugüne kadar tütünün en çok yakışıp bütünleşerek içildiği tek şey nargile oldu. Bugünkü haline gelene kadar bir çok aşamalardan geçti nargile. Hintliler hindistan cevizinin dışındaki kurumuş tütün kıvamındaki tabakayı yakarak cevizin içine soktukları kamışla başlattılar nargile keyfinin öncülüğünü. Bu yüzden doğu kültüründe nargilenin adı Farsça “Hindistan Cevizi” anlamına gelen “nargil” kelimesinden gelmektedir. Hintlilerin hindistan cevizi ile öncülük ettiği nargile, zamanla yerini kabağa, gün geçtikçe de porselen ve bronz gövdelilerine bıraktı. Günümüzde ise çini, gümüş ve cam gövdeli olarak kullanılıyor.

Önce İranlılar daha sonra da Araplar arasında yaygınlaşan nargile Araplarca “şişa” İran’da  ise “kalyan” olarak adlandırıldı.

Biz de ise XVI. yüzyılda nargile keyfi  Amerika’dan getirilen tütünün Osmanlı’da bilinmesi ile başladı. Eskiden sadece tömbeki tütünle içilen nargile, daha sonra Mısır’da içilen aromalı çeşitleri ile ülkemizde çok beğenildi ve yaygınlaştı.

Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptırdığı Süleymaniye Camii’nin inşaatı sırasında Mimar Sinan’ın  camiinin tam ortasında nargile içtiğini duyan Kanuni kendisine kızmış fakat gerçeği öğrenince ustayı takdir etmişler. Cami ibadete açıldıktan sonra oluşacak insan nefesi ile birleşen yanan yağ kandillerinin isi,  süslemelerin üzerinde kir tabakası birikimine neden olabilecekti. Bu nedenle hava akımını sağlamak amacıyla ana giriş kapısı üzerinde hava tahliye aralığı yapılmıştır. Ayrıca nargilenin fokurtusu ile camiinin akustiğini kontrol edebiliyordu. Nargile sadece doğuluların kültürü olarak kalmamış, Avrupa’da da eskiden beri kullanılmaktadır. Hatta Fransa’da George Sand, kendisi içmekle kalmayıp  Balzac’ı da nargile tiryakisi yapmıştır.

Bir “Sohbet Medeniyeti” ya da “Zamansızların Keyfi” diye anılan nargile temel olarak dört bölümden oluşuyor. Ağızlık (sipsi), lüle (tütünün ateşin koyulduğu üst kısım), marpuç (boru) ve gövde (içine su ya da süt konulan bölüm). Nargilenin bölümlerinden her biri eskiden farklı zanaatkarlar tarafından özel olarak  yapılmaktaydı. Bu zanaatkarlar yaptıkları parçaların adı ve bölge  ile anılmaktaydı. Marpuççular semti halen İstanbul’da  bu isimle anılmaktadır. Lüle genellikle Tophane’de, gövde ise Beykoz’da gümüş ya da kristalden üretilirmiş. Ağızlık ise eski dönemlerde mikrop tutmadığı inancı ile kehribardan oyulurmuş. Marpuş nedeniyle bulaşıcı hastalıklar yayılmaktadır.

Özellikle okul çevrelerinde ve kentlerin en işlek semtlerinde açılan nargile kahveleriyle gençlerde nargile içme alışkanlığı hızla artış gösteriyor. Dedelerimizin geleneksel keyfi nargile, son yıllarda gençlerden gördüğü yakın ilgiyle ikinci baharını yaşasa da, sağlık açısından bakıldığında durum çok iç karartıcı görünüyor. Bir nargile içimi sırasında 3 gram tütün ve 5 gram kömür yakılıyor, toplam 2,25 miligram nikotin ve 242 miligram partiküler madde alınıyor. Bu da kırk nefes kabul edilen  bir nargile içiminin  elli  adet sigara tüketilmesine eşit olduğu anlamına geliyor. Nargile dumanındaki arsenik, nikel, kobalt, krom ve kurşun miktarı da sigara dumanındakinden çok daha  yüksektir. Nargile kullanan kişilerde yapılan bir araştırmada, nargile içenlerin akciğer fonksiyonlarının,  tütün kullanmayanlara göre yüzde 30 azaldığı saptanmıştır. Ancak nargile için söylenecek tek “olumlu nokta” sigara gibi  her an her yerde temin edilememesidir. 

Masum bir Osmanlı geleneği olarak tanıtılan nargilenin zararlarını sayısal verilerle aktarabilmek için internet üzerinden araştırma yapıldığında daha  üzücü bir tabloyla karşılaşırsınız. Nargile güzelliklerinin tarihinin  ve  keyfinin vurgulandığı çok sayıda site bulmak olanaklıyken, zararına ilişkin pek az bilgi  yer alıyor. Çoğu sitede “nargile içimiyle sohbetin kalitesi yükseliyormuş” gibi bir mesaj verilmeye çalışıyor. Toplumsal kabul gören bu tehlikeli tütün türüne gençlerin ilgisini çekmek çok kolay görünüyor.  İki yüzden  fazla çeşidi olan nargile tütünündeki aroma ile de  gençleri ayrıca cezp ediyor. (aslında aromaların kullanılması ülkemizde yasaklandı.)

Nargile içenler belki de  bu risklerini bilseler bu zehri  aynı rahatlıkla tüttüremezler. İşte size “tütün dünyasından” bazı haberler.

• Phillip Morris light sigara aldatması yüzünden kanserden ölen bir tiryakinin eşine 150 milyon dolar tazminat ödemiş. Mahkeme “light” sigaraların sağlığa daha az zararlı olduğu görüşünü yanlış ve yanıltıcı buldu.

• Philip Morris’in avukatı Ted Wells ABD hükümetinin dünya devi yedi büyük sigara şirketine karşı açtığı 280 milyon dolarlık dava sırasında üzerinde “light” da yazsa “zararsız sigara” diye bir şey yoktur, biz tehlikeli bir ürün satıyoruz demiş. Yani kazı alıştıra alıştıra yoluyorlar.

• New York’taki 452 daireli bir apartmanda sigara içmek yasaklanmış. Ağır sigara kokusunun hangi daireden geldiğini anlamak zormuş.

• Ereksiyon bozukluğundan tedavi gören hastalara Viagra önerildi. Sigara içmeyenlerin tamamı sağlığına kavuştu. Tiryakilerin %91’inde ise bu ilaç  işe yaramadı.

• Türkiye’deki 17 milyon tiryaki, günde bir  dolar ödeyerek yılda 3 katrilyonu sigaraya yatırıyor. Bu para “Sağlık Bakanlığı’nın” bütçesinin dört  katı ediyor. 

• Denizlerimize en büyük zararı sigara tiryakileri veriyor. Bugüne kadar denizdeki  toplam atıkların % 21,5’i izmarit, % 6,7 ise  sigara paketi olduğu tespit edildi.

• Son bir istatistiğe göre Türkiye’de nüfusun %41’i sigara içiyor ve bu ülkemize sigara içme oranında  dünyanın en önde gelen ülkelerinden biri yapıyor. 

• Elazığ’ın Karakoçan ilçesine bağlı Sarıbeşik köyünün ihtiyar meclisi köydeki tüm kapalı alanlarda,  tabii ki öncelikle kahvelerde sigara içilmesini yasaklamış. Buna dense dense  koca bir “bravo” denir.

• Efendim sahte sigara yapmaya başlamışlar. Hem de bu sahte sigara çok daha tehlikeli imiş. İçinde böcekler varmış.  Acaba diyorum,  şöyle yüzlerce kişi bu sigaradan bir akşam aniden  ölürse, sigara sektörü bir darbe yer mi ? İnsanlar bir süre  korkar mı (Hani  bir ara rakıda  böyle oldu ya )

• İtalya’nın Milano kentinde yapılan bir deney sonucu sigara dumanın egsoz gazlarından 10 kat daha fazla insan sağlığına zararlı madde içerdiği tespit edilmiş. İsveç’te yapılan başka bir araştırmada ise sigara içilen bir odanın havasında,  içilmeyen bir odaya nazaran 120 kat daha fazla zehirli madde bulunduğu anlaşılmıştır.

• Devlet opera ve balesinin sahnelediği Karmen operasının bir sahnesinde çocuklar dahil, herkese sigara içirtiliyormuş. Zaten söylenen şarkıda meğer  “sigaranın dumanı” anlatılırmış. Eserin yüz yıldır böyle oynanması bu yanlışlığın devamını ve yasaların çiğnenmesini gerektirir mi? “Hatalı” olanlar zaman içinde değişir.

• Erzincan’da faaliyet gösteren bir inşaat şirketinin sahibi Ali Yıldırım  sigarayı bırakan işçilerine ayda 5 bin YTL  zam yapıyormuş. Böyle güzel insanlar da  var.

• İngiltere’de faaliyet gösteren körlükle mücadele eden “AMD Alliance” Vakfının açıklamasına göre sigara içenlerin kör olma riski, içmeyenlere göre iki kat daha fazla imiş.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Hedefi yenilenebilir enerjide liderlik
Hedefi yenilenebilir enerjide liderlik
Dizel motorların verimliliği yüzde 50’ye çıkarıldı
Dizel motorların verimliliği yüzde 50’ye çıkarıldı
Yangın riskine karşı farkındalık semineri
Yangın riskine karşı farkındalık semineri