Advert
Advert
Sudan'da Yaşananlar ve Enerjipolitik düşündürdükleri
Prof. Dr. Beril Tuğrul

Sudan'da Yaşananlar ve Enerjipolitik düşündürdükleri

Giriş

Kızıldeniz’e kıyısı olan bir Sahel ülkesi Sudan’da önce Eylül 2021’de darbe girişimi olmuş ve 25 Kasım 2021’de de askeri müdahale yaşanmıştır. Gerçekte, Sudan’da bu ilk darbe de değildir. Bu açıdan enerji-politik olarak önemi olan Sudan’ı incelemek yerinde olacaktır.

Sudan Afrika’nın doğusunda önemli bir ülke olup, “Siyahlar Ülkesi” anlamına gelen “Biladu’s-Sudan” ifadesi, bugün Sudan olarak bilinen ülkeden çok daha büyük bir bölgeyi betimlemektedir. Bir başka deyişle “Biladu’s-Sudan” Kızıldeniz kıyılarından başlayarak Batı Afrika’ya kadar uzanan geniş bir alanı (Sahel bölgesini)nitelemektedir. Günümüzde, Sudan olarak vasıflandırılan ülke ise; Biladu’s-Sudan’ın doğu bölgesini tanımlamaktadır. Bununla beraber Sudan, Afrika’nın en büyük ülkelerinden biridir.

Sudan, yer altı zenginlikleri, su kaynakları ve doğal yapısıyla her dönemde dikkatleri üzerine toplamış bir bölge olmuştur. Burada şunu da belirtmek gerekir ki; Nil Vadisi dışında önemli bir kısmı çöllerle kaplıdır. Dolayısıyla nüfusu, sahip olduğu topraklara göre düşüktür denebilir.

Dünyanın en uzun nehri olan Nil’in iki önemli kolu,ülke başkenti olan Hartum’da birleşmektedir. Nil’in iki kolu da önemli olup bunlardan biri Victoria gölünden doğan Beyaz Nil, diğeri ise Tana gölünden doğan Mavi Nil’dir (Şekil 1). Nil’in söz konusu iki kolu arasında geniş bir ova yer almakta ve Cezire olarak nitelenmektedir. Bu ova; pamuk, yerfıstığı ve tarım ürünlerinin yetiştirildiği önemli bir alandır.

Bölgenin tarihi geçmişi kadim Mısır medeniyetinin zengin Yukarı Mısır bölgesi olan ve her zaman ayrı önemi olmuş olan Nubye ile ilişkilendirilmektedir. M.S. 7. Yüzyılda Sudan’a, gelen araplarla birlikte ticaret canlanmış ve İslamiyet de yayılmıştır. Mısır’ın 1517’de Osmalılar tarafından fethedilmesi ile de Sudan bölgesinde Osmanlıların etkinliği söz konusu olmuştur. Bu bağlamda, Kızıldeniz kıyısında stratejik bir ada olan Sevakin (veya Suakin) Adası da bu dönemden itibaren Osmanlıların önem verdiği ve bu bölgede görevlendirilen paşaların ikamet ettiği özel bir mahal olmuştur.

Daha sonraları, kabile yaşamının etkin olduğu Sudan bölgesinde devlet yapılanması da görülmüştür. Osmanlı’nın Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa 1821’de Nil havzasını (Eski Mısır’daki gibi) tek bayrak altına almıştır. Takibenİngiliz etkinliği söz konusu olunca, karşı bir hareket olarak “Ensar hareketi” 1881’de görülmüş, ancak 1899’da İngilizlerin Sudan’a girmesinden sonra bu hareket dağıtılmıştır. Lozan antlaşmasıyla da 1923’te Sudan’ın resmen Osmanlı ve Türklerle ilişkisi kesilmiştir.

Bununla beraber, bölgede1920’li yıllardan itibaren çok sayıda isyanlar görülmüş 1956’da ise ülke bağımsızlığını kazanmıştır. Ancak, bu tarihten sonra da ülkede darbeler yaşanmış ve Sudan’ın güney bölgesinde karşı hareketler de hep görülmüştür.

2003 yılında olaylar tırmanış göstermiş 2007’de kanlı çatışmalar yaşanmıştır.  Yapılan referandumla Ocak 2011’de Hıristiyan-Animist grupların etkin olduğu Güney Sudan, ekseriyeti Müslüman-Arap olan Kuzey Sudan’dan ayrılma kararı alınmış ve Temmuz 2011 tarihi itibariyle bölünme gerçekleşmiştir. Böylelikle, Sudan Müslümanların çoğunlukta olduğu “Sudan” ve Hristiyanların çoğunlukta olduğu “Güney Sudan” olmak üzere ikiye bölünmüş bulunmaktadır (Şekil 1).

Bu karar Mısır tarafından kabul görmemiş,ancak Mart 2011’de Mısır’da yönetim değişmesi olunca Mısır konuya müdahil olamamıştır. Bu tarihten sonra da (Kuzey) Sudan’da arka arkaya darbeler yaşanmıştır. Son olarak da Eylül 2021’de yeni bir darbe daha yaşanmış, ancak ülkede protesto hareketleri süre gitmektedir.

Ekonomik ve Enerji Politik Değerlendirme

Sudan’da ekonomi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Bununla beraber yer altı zenginlikleri önemlidir, ancak değerlendirme sorunu yaşanmaktadır denebilir. Söz konusu yeraltı zenginlikleri arasında; Kromit, mermer,manganez, alçı taşı, tuz ve mika ile beraber zengin olarak nitelenebilecek petrol, bakır, çinko, altın, gümüş, demir, tungsten ve uranyum madenleri bulunmaktadır. Petrol halen en stratejik yeraltı kaynağı durumundadır.

Öte yandan ülkede kişi başı Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH), 2000 USD mertebesindedir ve dolayısı ile yoksul ülkeler arasında yer almaktadır. Bu bağlamda, birçok gereksinimini ithal etmektedir. Buna karşın altın, petrol, canlı hayvan, et, deri, şeker, pamuk, susam ve yer fıstığı ihraç etmektedir.

İhracatı, ithalatının üçte biri kadardır. Çin, ülkedeki en önde gelen yatırımcı durumundadır. 1997’den itibaren de ABD, ülkeye ekonomik ve ticari yaptırımlar yapmış olmakla beraber Ekim 2017’de bu uygulamaların kaldırılması kararı alınmıştır.

Petrol,21. Yüzyılda ülke ekonomisinde öne çıkmış bulunmaktadır. Bölünmeden sonra petrolün yaklaşık 3/4’ü Güney Sudan’da kalmış olmakla beraber rafineriler Sudan’da bulunmaktadır. Ayrıca, Güney Sudan’ın denize kıyısı olmadığından petrolün limana ulaştırılması Sudan’daki Port Sudan limanı üzerinden olmaktadır. Dolayısı ile boru hatlarının önemli bölümü Sudan’da bulunmaktadır (Şekil 2). Bununla beraber, Güney Sudan petrolünü denize taşınmasına ilişkin olarak Kenya üzerinden bir boru hattının döşenmesi konusunda bir projeyi de geliştirmiş bulunmaktadır

Sudan’da petrol çıkarımında,Çin, Malezya ve Hindistan gibi ülkeler yer almaktadır. Port Sudan limanına ulaşan petrol boru hattı da yine bu ülkelerin şirketleri tarafından inşa edilmiştir. Çinli şirketlerin petrol araştırmalarında etkin olduğu da görülmektedir. Burada şunu da ifade etmek gerekir ki; Sudan 1990’lı yılların başlarında petrol ithal eden bir ülke durumundayken 21. Yüzyılda petrol ihraç eden ülke haline gelmiş bulunmaktadır. Söz konusu petrol ihracatının da yıldan yıla arta gittiği gözlenmektedir. Sudan’ın en çok petrol ihracatı yaptığı bir ülkeler(yatırımlarda önemli paya sahip olan)ülkeler olmaktadır.

Sudan’ın yenilenebilir enerji konusunda da önemli sayılabilecek hamleleri bulunmaktadır. Bunlardan önemlisi hidrolik santrallardır. Nil ve kolları üzerinde çok sayıda baraj ve hidrolik santral kurulması planlanmaktadır. Mısır bu projelere, kendisinin Nil’i kullanımını olumsuz etkileyebileceğini gerekçe göstererek karşı çıkmakta olsa da söz konusu baraj projeleri hayata geçme yolundadır. Öte yandan baraj inşaatlarında binlerle ifade edilen Çinlinin çalıştığı da belirtilmektedir. Çinli firmalar, çalışanlarının ihtiyaçlarını da yine Çin’den karşılamayı tercih etmektedirler. Hidrolik santral çalışmalarından ayrı olarak özellikle Kuzey Sudan’ın rüzgâr ve güneş santralı projelerini de hayata geçirmek istediği gözlenmektedir.

Öte yandan, Sudan önemli bir su yolu olan Kızıldeniz’in orta bölgesinde yer almakta olup, enerji yollarını kontrol edebilme yetisine sahip bir konumda bulunmaktadır. Geçmişte ticareti kontrol etmesi bağlamında önem taşırken, günümüzde ekonominin yanında enerji politik bağlamda da stratejik bir ehemmiyete sahiptir. Zira, Kızıldeniz’in Güneyinde yer alan Bab-ülMendep Boğazı’ndan ve Kuzeyinde yer alan Süveyş Kanalı üzerinden hiç te küçümsenmeyecek miktarlarda petrol taşınmaktadır (Şekil 3).

19. Yüzyılda Süveyş kanalının açılması Kızıldeniz’i ve dolayısıyla Sudan’ı, dünya su yolları içinde önemini katmerli kılmış ve bu vasfı 20. Yüzyılda enerji yollarının giderek öne çıkması ve yadsınamaz miktarda petrol ticaretinin güzergahı olması nedeniyle dikkatleri daha çok üzerine çeken konuma sahip olmuştur. Bu arada hızla artan ticaret hacmi Süveyş kanalını özellikle 21. Yüzyılda riskli dar su geçiş yolu haline getirmiştir. Nitekim Mart 2021’de Süveyş kanalında karaya oturarak kanalı iki hafta kadar tıkayan konteyner gemisi ile somut olarak kendini göstermiştir denebilir.

Bu durum Kızıldeniz su yolu için de risk oluşturur hale getirmiş olmakla beraber Süveyş kanalı katastrofik tankerlerin geçmesine daha uygun olması için bu tip tankerlerin geçebileceği 2. Süveyş Kanalı’nın açılmasının yerinde bir hamle olduğu betimlemiştir.

Bütün bunlara ilave olarak, İsrail’in Kızıldeniz’in kuzeyinde yer alan Akabe Körfezi’ndeki Elat’a enerji boru hatlarıyla Orta Doğu petrollerini taşımayı planlaması bölgeyle birlikte Sudan’ın konumunu daha da öne çıkarmaktadır. Bu bağlamda önümüzdeki yıllarda Kızıldeniz’in ticari ve enerji-politik açıdan kontrolü açısından Sudan’ın öneminin her zamankinden daha çok öne çıkacağı söylenebilir.

Türkiye de bölgeye ilgi göstermekte olup Sudan’ın (o dönemdeki yönetimi ile) Port Sudan limanına yakın ve korunaklı bir konumuna sahip olan Sevakin adası (Şekil 1) için 2019 yılında, 99 yıllığına anlaşma imzalamıştır. Söz konusu ada, Kızıldeniz üzerinde son derece stratejik konuma sahip olmanın yanı sıra İslami Kutsal topraklar olan Mekke ile Suudi Arabistan’ın liman ve ticaret kenti Cidde’nin de hemen karşısında yer almaktadır.

Sudan aynı zamanda, Kızıldeniz’deki ticari hareketleri Afrika içlerine taşıyabilecek pozisyona da sahiptir. Nitekim geçmişte Sudan ve Sevakin bölgesi için Afrika’nın giriş kapısı nitelemesi de kullanılmaktadır.

Hal böyle olunca, Sudan ‘da arka arkaya siyasi çalkantılar ve darbeler yaşanmış ve yaşanmaktadır. Son olarak Kasım 2021’de Birleşmiş Milletler de konuya ilişkin insan hakları bağlamında karar almış bulunmaktadır.

Sonuç

Uzak Doğu’dan ve Körfez Bölgesinden Avrupa’ya ve tersine olarak da Avrupa ve hatta Amerika’dan Afrika’nın doğusuna ve de Asya’ya gerçekleşen ekonomik ve enerji politik ticaretin vazgeçilemez değerde olması Kızıldeniz’e yadsınamaz önem kazandırmaktadır. Fazla olarak“Bir Kuşak Bir Yol” (One Belt One Road) projesi olarak lanse edilen Modern İpek Yolu Projesinin deniz yolu alternatifinin Kızıldeniz’den geçiyor olması Kızıldeniz’in ve dolayısı ile Sudan’ın ehemmiyetini arttırmaktadır. Bu bağlamda dikkatler bölge üzerine çekilmiş durumdadır. Nitekim Kızıldeniz çevresindeki birçok ülkede, farklı ülkeler üsler elde etmiş veya etme çabasındadır. Ayrıca, enerji politik gelişmelerin de göz ardı edilemez boyutta olduğu söylenebilir. Bu bakımdan Sudan ayrı bir öneme sahip bulunmaktadır.

Öz olarak belirtilmek istenirse, Sudan’da yaşanan tüm siyasi çalkantılar, Kızıldeniz gibi ekonomik ve enerji-politik anlamda stratejik bir bölgede yer alan bu ülkenin durumu yeni dengeleri gündeme getirebilecek niteliktedir denebilir.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
SOCAR Türkiye, ödülünü Bakü’de Ekonomi Bakanları Zirvesi’nde aldı
SOCAR Türkiye, ödülünü Bakü’de Ekonomi Bakanları Zirvesi’nde aldı
Makine ihracatı 8 ayda 15 milyar dolar oldu
Makine ihracatı 8 ayda 15 milyar dolar oldu
Akkuyu NGS'de çalışmalar devam ediyor
Akkuyu NGS'de çalışmalar devam ediyor